Malkoçoğlu Akıncılar Geliyor

Malkoçoğlu Akıncılar Geliyor

Film · 1969 · 6 kişi

Savaş, aksiyon ve macera öğelerini bir araya getiren Malkoçoğlu Akıncılar Geliyor, 1969'da renkli çekilmiş bir Türk tarihî macera filmi; kılıç-kalkan sinemasının örnekleri arasında sayılır. Yönetmen koltuğunu Süreyya Duru ile Remzi Jöntürk paylaşmıştır. Senaryo, Bülent Oran'ın yanında bu iki ismin ortak çalışmasıdır. Yapımcılığını Naci Duru'nun üstlendiği film Duru Film'in yapımıdır; film hazırlığında Acar Film de görev almıştır. Yapım, Türk sinemasında sevilen Malkoçoğlu serisinin bir halkasıdır.

Hikâye, Osmanlı Devleti'nin dostu olan Sırp ülkesi ile Bizans arasındaki gerilime dayanır. Bizans, bu dostluğu bozmak için şövalye Nicola'yı Sırp kralının kızıyla evlendirmeyi planlar ve bir de Osmanlı topçu beyini kaçırmıştır. Malkoçoğlu, yani Cüneyt Arkın harekete geçer; topçu beyini kurtarır ve evliliğe engel olur. Nicola rolünde Behçet Nacar vardır. Kadroda Esen Püsküllü (Beatris), Feri Cansel (Melike), Meltem Mete (Maria) ve Kayhan Yıldızoğlu (Philip) yer alır. Reşit Çıldam Urban Usta'yı, Adnan Mersinli ise Balaban'ı canlandırır.

Görüntü yönetmeni Orhan Kapkı'dır. Nermin Kuran bir dansöz rolüyle, Lütfü Engin ise zindancı olarak kadroda görünür. Filmde sesler ayrıca seslendirme sanatçılarına emanet edilmiştir: Cüneyt Arkın'ı Toron Karacaoğlu, Behçet Nacar'ı Sadettin Erbil seslendirir.

YönetmenSüreyya Duru, Remzi Jöntürk
Yapım ŞirketiDuru Film

Tepkiler

En fazla 3 tepki seçebilirsiniz.

Oyuncular

Kadroda ayrıca: Kayhan Yıldızoğlu

Farklı gözlerle

Yeşilçam Nostaljisi Klasiklerle büyümüş, sıcak hikâye ve güçlü oyunculuk arayan bir izleyici bakışı.

Malkoçoğlu filmleri, Yeşilçam'ın iyi ile kötünün açıkça ayrıldığı, kahramanın yiğitliği kadar sözüne sadakatiyle de sevildiği bir dünyanın parçasıdır. Akıncılar Geliyor da bu geleneğin içinden konuşuyor: Cüneyt Arkın'ın ağırbaşlı kahramanı, tutsak edilmiş bir komutanı kurtarmak ve bir entrikayı bozmak için yola çıkıyor. Toron Karacaoğlu'nun seslendirmesi, o kuşağın kulağında Arkın'ın kahramanlarıyla özdeşleşmiş tanıdık bir tını. Bugün naif bulunabilecek yanları olsa da bu filmlerin sahici bir coşkusu ve seyirciye duyduğu saygı var; tarih kitabı gibi değil, bir kahramanlık masalı gibi izlenmeli.

Aksiyon ve Gerilim Meraklısı Temposu, gerilimi ve sahneleri önde tutan, yavaş dramalara sabrı az bir bakış.

Görev net, risk büyük: kaçırılmış bir topçu komutanını kurtar, bir ittifakı bozacak evliliği durdur. Bu sade hedef filmi dinç tutuyor ve kılıç-kalkan macerası sevenler için yeterli bir motor. Ama altmışların bu tür filmlerinden bugünün hızlı kurgusunu ve dövüş koreografisini beklememek gerek; sahneler bugünün gözüne yavaş ve tekrarlı gelebilir. Cüneyt Arkın'ın enerjisi bunun önemli kısmını telafi ediyor.

Tarih ve Toplum Gözü Dönemi, toplumsal arka planı ve yapımın neyi yansıttığını soran bir bakış.

Film, Bizans, Sırbistan ve Osmanlı arasındaki diplomatik gerilimi bir macera fonu olarak kullanıyor; karakterler arasında Usta Urban gibi tarihte karşılığı olan bir ismin bulunması bile bu dünyaya tarihî bir hava katmak için. Ancak burada tarih bir kostüm gibi giyiliyor: entrikalar, ittifaklar ve karakterler, olayların gerçek karmaşıklığından çok kahramanlık anlatısının ihtiyaçlarına göre biçimleniyor. Bizans tarafının kötü, Osmanlı tarafının erdemli çizildiği bu yaklaşım, altmışların Türk popüler sinemasında tarihin nasıl kahramanlık hikâyesine dönüştürüldüğünü gösteren iyi bir örnek. Tarihî doğruluk arayan için değil, dönemin kendini nasıl anlattığını merak eden için ilginç.

Bunlar okur yorumu değildir: editörlerimizin farklı izleyici bakış açılarıyla, yapay zekâ desteğiyle hazırladığı kısa değerlendirmelerdir. Okurlarımızın yorumları aşağıdadır.

İncelemeler (0)

Giriş Yap İnceleme yazmak için giriş yapın.

Yorumlar