Bir Avuç Cennet

Bir Avuç Cennet

Film · 1985 · 8 kişi

Muammer Özer, 1985'te Türk-İsveç ortak yapımı olarak çektiği Bir Avuç Cennet'i hem yazdı hem yönetti; film bir dramdır. Renkli ve 35 mm olarak çekilen film 104 dakika sürer. Yıllardır Türkiye'de yaşanan iç göçün, enflasyonun ve gelir eşitsizliğinin yarattığı konut sorununu gerçekçi bir bakışla ele alır. Yönetmen Özer, gerçekçi akımın ustaları arasında anılır ve filmin yapımcıları arasında da yer alır; diğer yapımcılar Sabahattin Çetin ile Kadri Yurdatap'tır. Yapımcı firmalar Mine Film, Devkino ve Belge Film'dir.

Daha iyi bir yaşam umuduyla İstanbul'a gelen Emine ve Kamil, güvendikleri akrabalarının öldüğünü öğrenince iki çocuklarıyla sokakta kalır. Kiralık ev tutacak paraları olmayan çift, terk edilmiş bir otobüsü onarıp kendilerine bir yuva yapar; ancak bu küçük mutluluk uzun sürmez. Kamil'i Tarık Akan, Emine'yi Hale Soygazi oynar; ikisinin sesini filmde Erdal Özyağcılar ile Sermin Hürmeriç seslendirmiştir. Kadroda Yavuzer Çetinkaya (kasap), Savaş Yurttaş (hırsız), Selçuk Uluergüven (belediye şoförü), Barış Adalı, Revnak Güzel, Ömer Yalnızcık ve Orhan Çağman da yer alır.

Görüntü yönetmeni Hüseyin Özşahin, sanat yönetmeni Yurdaer Erşan'dır; müziği Tarık Öcal yapmıştır. Film, 1980'lerin tanınmış oyuncularını bir araya getirmesiyle de bilinir.

YönetmenMuammer Özer
Yapım ŞirketiMine Film, Devkino, Belge Film

Tepkiler

En fazla 3 tepki seçebilirsiniz.

Oyuncular

Kadroda ayrıca: Yavuzer Çetinkaya, Barış Adalı, Revnak Güzel, Ömer Yalnızcık

Farklı gözlerle

Tarih ve Toplum Gözü Dönemi, toplumsal arka planı ve yapımın neyi yansıttığını soran bir bakış.

Bir Avuç Cennet, iç göçün, enflasyonun ve gelir eşitsizliğinin yarattığı konut sorununu doğrudan merkezine alıyor ve bunu seksenlerin ortasındaki İstanbul üzerinden anlatıyor. Daha iyi bir hayat umuduyla gelen Emine ile Kamil'in, güvendikleri akrabalarını kaybedince iki çocuklarıyla sokakta kalması, iç göçün ne kadar kırılgan ağlara dayandığını gösteriyor. Terk edilmiş bir otobüsü yuvaya çevirmeleri ise barınma hakkı üzerine güçlü bir imge. Muammer Özer'in gerçekçi akım içindeki yeri, konunun süslenmeden ele alındığını düşündürüyor. Kasap, hırsız ve belediye şoförü gibi figürler kentin farklı katmanlarını hikâyeye taşıyor. Dönemin kent sorunlarını anlamak isteyenler için değerli bir belge.

Yeşilçam Nostaljisi Klasiklerle büyümüş, sıcak hikâye ve güçlü oyunculuk arayan bir izleyici bakışı.

Tarık Akan ile Hale Soygazi'yi yoksulluğa karşı birbirine tutunan bir çift olarak görmek insanın yüreğine dokunuyor. Terk edilmiş bir otobüsü yuvaya çeviren bu ailenin hikâyesinde, eski sinemamızın en güzel yanı olan insana şefkatle bakma hâli var. Gerçekçi bir dille anlatılsa da sıcaklığını yitirmeyen bir film olduğunu düşünüyorum. Seslendirmede Erdal Özyağcılar ile Sermin Hürmeriç'in imzası, dönemin dublaj geleneğini de hatırlatıyor. Yine de umutla kurulan bu küçük mutluluğun uzun sürmeyeceğini bilerek izlemek yürek istiyor.

Aile İzleyicisi Evde herkesle birlikte izlenebilir mi diye bakan, mizaha ve duyguya önem veren bir bakış.

Konu ağır: iki çocuklu bir aile İstanbul'da sokakta kalıyor ve terk edilmiş bir otobüste yaşamaya başlıyor. Küçük çocuklar için fazla hüzünlü olabilir. Bu küçük mutluluğun da uzun sürmediğini baştan bilin. Ergenlik çağındaki çocuklarla izlenirse yoksulluk, ev bulmanın zorluğu ve aile dayanışması üzerine iyi bir sohbet açar. Gülmek için değil, düşünmek için seçilecek bir film.

Bunlar okur yorumu değildir: editörlerimizin farklı izleyici bakış açılarıyla, yapay zekâ desteğiyle hazırladığı kısa değerlendirmelerdir. Okurlarımızın yorumları aşağıdadır.

İncelemeler (0)

Giriş Yap İnceleme yazmak için giriş yapın.

Yorumlar