Kızılırmak

Kızılırmak

Film · 1946 · 7 kişi

Muhsin Ertuğrul, siyah beyaz Türk filmi Kızılırmak'ı 1946'da yönetti. Senaryosu Nâzım Hikmet'e aittir, yapımcılığını Fuat Rutkay üstlenmiştir; yapım Doğan Film ile Halk Film'in ortak çalışmasıdır. Duygusal bir köy filmi olarak anılan yapım, bazı kaynaklarda Kızılırmak Karakoyun adıyla da geçer.

Hikâye bir yörük obasında geçer. Oba beyi Hüseyin Ağa'nın kızı Hatçe (Nevin Seval), üvey annesi Zehra'nın zulmüne karşı tesellisini çoban Selim'in (Hadi Hün) namuslu sevgisinde bulur. Selim'e kendisi de gönül düşüren Zehra, geri çevrilince Şaban'la birlikte genç çifti ayırmanın yollarını arar. Halk filozofu Ferhat'ın araya girmesiyle evlilik ağır bir şarta bağlanır: Selim, üç gün tuzla beslenmiş koyunlarını ırmaktan su içirmeden geçirebilirse Hatçe'yi alacaktır. Selim kavalının nağmeleriyle, inatçı Karakoyun dâhil bütün sürüyü ırmaktan geçirir. Zehra ile Şaban ise Hatçe'nin annesinden kalan mirası kaybetmemek için yeni düzenler kurar; borçlu olan Hüseyin Ağa'yı Ali Ağa aracılığıyla sıkıştırırlar ve hikâye, ırmak köprüsündeki dramatik bir düğün gününe doğru ilerler.

Kadroda Behzat Butak, Vasfi Rıza Zobu, Mahmut Moralı, Mümtaz Ener, Haluk Sarıcı, Cahide Sonku, İsmail Hakkı Dümbüllü, Muammer Karaca ve Şaziye Moral da yer alır. Görüntü yönetmeni Yoakim Filmerides'tir; şarkılarda Mefharet Yıldırım ile Necmi Rıza Ahıskan'ın imzası vardır.

YönetmenMuhsin Ertuğrul
Yapım ŞirketiDoğan Film, Halk Film

Tepkiler

En fazla 3 tepki seçebilirsiniz.

Oyuncular

Kadroda ayrıca: Behzat Butak, Vasfi Rıza Zobu, Mahmut Moralı, Haluk Sarıcı

Farklı gözlerle

Yeşilçam Nostaljisi Klasiklerle büyümüş, sıcak hikâye ve güçlü oyunculuk arayan bir izleyici bakışı.

Kızılırmak, Türk sinemasının ilk dönemlerinden, Muhsin Ertuğrul'un elinden çıkmış bir köy masalı. Senaryonun Nâzım Hikmet'e ait olması bile başlı başına bir değer. Hikâye bildik bir kalıba dayanıyor: zalim üvey anne, namuslu çoban, kavuşmaya çalışan iki genç. Ama Selim'in kavalının nağmeleriyle sürüyü ırmaktan geçirmesi, halk hikâyelerimizin şiirselliğini taşıyan, insanın içini ısıtan bir buluş. Şarkılar da filme ayrı bir tat katıyor. Bugünün gözüne ağır gelebilir; fakat sabırlı bir izleyiciye kaybolmuş bir dünyanın sesini duyuruyor.

Sinefil Senaryo, kurgu ve yönetmenlik tercihlerine bakan, formül işlere mesafeli bir bakış.

Kızılırmak'ı bugün izlemek, dönemin Türk sinemasının hem gücünü hem sınırlarını görmek demek. Oyunculuklar devrin alışkanlığıyla tiyatral, abartılı jestlere yaslanıyor; sahneler çoğu zaman sabit bir bakışla kuruluyor ve kamera anlatıya nadiren kendi katkısını yapıyor. Melodramın kalıpları da çok belirgin: kötüler en baştan kötü, iyiler kusursuz. Buna karşın Nâzım Hikmet'in senaryosu halk anlatısının yapısını ustalıkla kullanıyor; tuzla beslenmiş sürünün su içmeden ırmağı geçmesi gibi bir sınav, öykünün dramatik ekseni olarak sağlam işliyor. Yoakim Filmerides'in siyah beyaz görüntüleri de dönemin olanakları içinde dikkat çekici. Sinema tarihine meraklı biri için değerli bir belge, sıradan bir izleyici içinse sabır isteyen bir deneyim.

Aile İzleyicisi Evde herkesle birlikte izlenebilir mi diye bakan, mizaha ve duyguya önem veren bir bakış.

Siyah beyaz, eski bir köy filmi; çocuklara ilk başta yavaş gelebilir. Ama hikâye sade ve anlaşılır: iki genç birbirini seviyor, kötü kalpli bir üvey anne araya giriyor. Kaval çalan çoban ve sürünün ırmaktan geçişi küçüklerin de ilgisini çekebilir. Üvey annenin kötülükleri ve kurulan düzenler hassas çocukları biraz üzebilir. Dedeler, nineler ve meraklı gençler için güzel bir seçim.

Bunlar okur yorumu değildir: editörlerimizin farklı izleyici bakış açılarıyla, yapay zekâ desteğiyle hazırladığı kısa değerlendirmelerdir. Okurlarımızın yorumları aşağıdadır.

İncelemeler (0)

Giriş Yap İnceleme yazmak için giriş yapın.

Yorumlar