Şehvet Kurbanı

Şehvet Kurbanı

Film · 1940 · 19 kişi

Şehvet Kurbanı, 1940 tarihli bir Türk dramasıdır. Muhsin Ertuğrul yönetmiş, senaryoyu Nâzım Hikmet yazmıştır. Film, Marlene Dietrich'e ün kazandıran 1930 tarihli Mavi Melek'den uyarlanmıştır. 6 Haziran 1940'ta İpek Sineması'nda gösterime girdi; dağıtımını İpek Film yaptı, yapımda Fitaş Film de yer alır. Süresi 73 dakikadır. Çekimler İstanbul'da Haydarpaşa Garı'nda, Maltepe, Mecidiyeköy ve Eminönü'ndeki stüdyolarda yapıldı. Adana'yı gösteren ilk yerli kurmaca film olarak bilinir.

Banka veznedarı Ahmet Barksever, karısı ve iki çocuğuyla düzenli, mutlu bir hayat sürer. Bir alacağı tahsil etmek için Adana'ya gönderilir. Tren yolculuğunda kompartmanına giren bir kadınla konuşur ve ondan etkilenir. Kadın aslında bir dolandırıcıdır; bir ortağıyla birlikte çalışır ve Ahmet'in yüklü bir para alacağını öğrenmiştir. Geceyi birlikte geçirirler, Ahmet parayı tahsil edince kadın onu çalar. Ahmet durumu fark edip ikisinin peşine düşer. Bu olayın sonrasında Ahmet'in kendi onuruyla ve ailesine duyduğu özlemle mücadelesi filmin asıl konusu olur.

Ahmet Barksever'i Muhsin Ertuğrul oynar. Cahide Sonku, Ferdi Tayfur, Suavi Tedü ve Nevin Akkaya başlıca rollerdedir; kadroda ayrıca Cahit Irgat, Refik Kemal Arduman, Mümtaz Ener ve Atıf Kaptan yer alır.

YönetmenMuhsin Ertuğrul

Tepkiler

En fazla 3 tepki seçebilirsiniz.

Oyuncular

Kadroda ayrıca: Atıf Kaptan

Farklı gözlerle

Yeşilçam Nostaljisi Klasiklerle büyümüş, sıcak hikâye ve güçlü oyunculuk arayan bir izleyici bakışı.

Nâzım Hikmet'in kaleminden, Muhsin Ertuğrul'un yönetmenliğinde bir The Blue Angel uyarlaması: bu künye bile saygıyı hak ediyor. Düzenli yuvasından bir geceyle kopan, sonra gururu ile ailesine duyduğu özlem arasında savrulan bir adamın hikâyesi, ahlaki bir merkezi olan eski usul anlatının güzel bir örneği. Bugünün gözüne anlatım yer yer süslü ve ağır gelebilir; ama sıcak bir insanlık sorusunu merkeze koyan filmler arayana, bu eski ciddiyet hâlâ tatlı bir tanışıklık sunuyor.

Sinefil Senaryo, kurgu ve yönetmenlik tercihlerine bakan, formül işlere mesafeli bir bakış.

The Blue Angel gibi bir klasiğin Türk topraklarına taşınması, uyarlama sanatı açısından başlı başına ilginç bir deney. Haydarpaşa Garı'ndaki çekimler ve Adana'ya yapılan yolculuk, filme gerçek bir mekân duygusu veriyor. Muhsin Ertuğrul'un hem yönetmen hem başrol olması ise iki ucu keskin bir tercih: sahneye hâkimiyet getiriyor, ama oyunculuk ile yönetim arasındaki mesafeyi daraltıyor. Kısa süresi anlatıyı hızlı tutuyor; yine de dolandırıcılık ve pişmanlık gibi dönemeçlerin daha nüanslı işlenmesi mümkün olabilirdi. Tarihsel belge olarak güçlü, bugünkü ölçüyle ise ölçülü bir film.

Tarih ve Toplum Gözü Dönemi, toplumsal arka planı ve yapımın neyi yansıttığını soran bir bakış.

Düzenli ve mutlu bir yaşamı olan bir banka memurunun, tahsilat için Adana'ya giderken trende karşılaştığı bir kadın yüzünden hem parasını hem huzurunu yitirmesi, film için kısa ama keskin bir toplumsal sahne. Para, gurur ve aile arasındaki gerilim, sıradan bir kentli memurun kaygılarını yansıtıyor. Filmin Haydarpaşa ve Adana görüntüleri de, mekânlara ve yolculuk dokusuna bakmak isteyenlere değerli bir pencere açıyor. Ahlaki yargısı bugün biraz katı görünebilir; ama kendi bağlamıyla okununca ilginç.

Bunlar okur yorumu değildir: editörlerimizin farklı izleyici bakış açılarıyla, yapay zekâ desteğiyle hazırladığı kısa değerlendirmelerdir. Okurlarımızın yorumları aşağıdadır.

İncelemeler (0)

Giriş Yap İnceleme yazmak için giriş yapın.

Yorumlar