At

At

Film · 1981 · 8 kişi

Ali Özgentürk, 1980'lerin başında At (The Horse) adlı Türk dramını yönetti. Senaryo Işıl Özgentürk'e, müzik Okay Temiz'e aittir; Asya Film yapımı olan film 35 mm renkli çekilmiştir. Köyden İstanbul'a göçün acı yüzünü bir baba ile oğlunun gözünden anlatır. Yoksulluk, cehalet ve seyyar satıcılık filmin içinden geçer; hikâyenin siyasi bir yanı da vardır.

Baba Hüseyin'i Genco Erkal canlandırır. Hüseyin, oğlu Ferhat'ı (Harun Yeşilyurt) okutabilmek için köydeki evini ipotek ettirip İstanbul'a gelir. Para biriktirip çocuğunu okutmayı umut eder. Süleymaniye dolaylarında çoğunlukla seyyar satıcıların kaldığı bir hana yerleşir; memleketlisi Remzi'nin (Yaman Okay) yardımıyla üç tekerlekli bir araba alıp işportacılığa başlar. Kentte tutunmak umduğu kadar kolay değildir. Zabıtalar peşini bırakmaz, pazarcılığa geçmek istediğinde orada da kendi düzenini kurmuş kişilerle karşılaşır. Devletin parasız yatılı okuluna çocuğun alınması için babanın ölmüş olması gerektiğini öğrenince ise yıkılır. Güler Ökten oğlu ölen deli kadını, Macit Koper Selim'i oynar.

Görüntü yönetmeni ve yapımcılardan biri Kenan Ormanlar'dır; diğer yapımcı Ali Özgentürk'tür. Filmin adı, çocuğun at sahibi olma hayaline gönderme yapar. Kadroda Erol Demiröz, Zeki Alpan ve Bilgesu Erenus gibi isimler de görünür.

YönetmenAli Özgentürk
Yapım ŞirketiAsya Film

Tepkiler

En fazla 3 tepki seçebilirsiniz.

Oyuncular

Kadroda ayrıca: Zeki Alpan, Bilgesu Erenus

Farklı gözlerle

Tarih ve Toplum Gözü Dönemi, toplumsal arka planı ve yapımın neyi yansıttığını soran bir bakış.

At, köyden kente göçü romantik bir başarı hikâyesi olarak anlatmıyor. Hüseyin'in oğlunu okutmak için köydeki evini ipotek ettirmesi, eğitimin yoksul aileler için nasıl bir sınıf atlama umudu taşıdığını gösteriyor. Süleymaniye'deki seyyar satıcı hanı, peşi bırakılmayan zabıta, önceden paylaşılmış pazar yerleri: kentin kayıt dışı ekonomisi bütün katılığıyla karşımızda. Parasız yatılı okula girebilmek için babanın ölmüş olması gerektiğini öğrenmek ise sistemin acı bir ironisi. Film siyasi yanını saklamıyor, ama asıl gücü bir baba ile oğlun gündelik mücadelesinde. 1980'lerin başındaki İstanbul'a dair değerli bir tanıklık.

Sinefil Senaryo, kurgu ve yönetmenlik tercihlerine bakan, formül işlere mesafeli bir bakış.

Ali Özgentürk, Işıl Özgentürk'ün senaryosunu gösterişsiz bir gerçekçilikle sahneye koyuyor. Kenan Ormanlar'ın kamerası Süleymaniye çevresinin kalabalığını ve yoksulluğunu süslemeden yakalıyor; 35 mm renkli görüntüler belgesel ile kurmaca arasında duran bir doku yaratıyor. Genco Erkal'ın Hüseyin'i abartıdan uzak, yorgun ve onurlu bir performans. Okay Temiz'in müziği de alışılmış dram müziklerinden farklı bir tını getiriyor. Eleştirilebilecek nokta, anlatının tezini bazen fazla açık dile getirmesi; sahneler kendi ağırlığıyla yetinebilecekken mesaj öne geçiyor. Yine de çocuğun at hayali üzerine kurulan metafor filme şiirsel bir eksen kazandırıyor ve onu dönemin toplumcu sinemasıyla birlikte düşünmeyi hak eden bir yapıma dönüştürüyor.

Aile İzleyicisi Evde herkesle birlikte izlenebilir mi diye bakan, mizaha ve duyguya önem veren bir bakış.

Ağır ama önemli bir film. Bir baba, oğlunu okutmak için her şeyi göze alıyor ve İstanbul'da çok zorlanıyor. Asıl ağırlık yoksullukta ve çaresizlikte. Oğlu ölmüş, aklını yitirmiş bir kadın da var; küçük çocukları üzebilir. Ortaokul ve lise çağındaki gençlerle izleyip sonra konuşmak iyi olur. Küçükler için fazla hüzünlü.

Bunlar okur yorumu değildir: editörlerimizin farklı izleyici bakış açılarıyla, yapay zekâ desteğiyle hazırladığı kısa değerlendirmelerdir. Okurlarımızın yorumları aşağıdadır.

İncelemeler (0)

Giriş Yap İnceleme yazmak için giriş yapın.

Yorumlar