Su da Yanar

Su da Yanar

Film · 1987 · 5 kişi

Ali Özgentürk'ün yönettiği Su da Yanar, 1987'de çekilmiş bir Türkiye-Almanya ortak yapımı siyasi dramdır. Senaryoyu Işıl Özgentürk yazmış, yapımcılığı Ali Özgentürk üstlenmiş, filmi Asya Film üretmiştir. 111 dakikalık yapımın uluslararası adı Water Also Burns, Almanca adı Und Wasser brennt doch'tur. Film, Nâzım Hikmet'in hayatını anlatan bir film çekmek isteyen bir yönetmenin öyküsünü, sansür ve yasak üzerine bir hikâyeye dönüştürür.

Hikâye, siyasi bölünmelerin pek çok hayatı yaktığı, halkın da kendi içinde parçalanıp kendisi gibi olmayanı dışladığı bir dönemde geçer; 12 Eylül sonrasının baskı ve korku atmosferi yapıma damga vurur. Nâzım Hikmet'in hayatı üzerine film çekmeyi düşünen idealist yönetmen, gereken fonu bulmak zorundadır, ama Nâzım Hikmet gibi bir ismin filmini yapmak böyle bir dönemde kolay değildir. Karşılaştığı engeller ve ürkütücü tablo, özel hayatındaki karmaşayla birleşince yönetmenin iç dünyası gün gün kararır. Yönetmeni Tarık Akan, karısını Şahika Tekand, yabancı sevgilisini Natalie Douverne oynar; Turgut Savaş babasını, Fahriye Pınarcı büyükannesini canlandırır. Meral Çetinkaya akıl hastası kadın rolündedir; kadroda Suna Selen ve Hikmet Karagöz de vardır.

Müziği Sarper Özsan, görüntüleri Ertunç Şenkay yapmış; kurguyu Ali Özgentürk ile Cevat Sezer üstlenmiştir. Film, Tokyo Film Festivali'nin açılış filmi olmuş, vizyona girdikten kısa süre sonra yasaklanmış ve Özgentürk'ün beraat etmesinin ardından yasak kalkmıştır; bu yüzden "Türk sinema tarihinden silinen film" diye anılır.

YönetmenAli Özgentürk
Yapım ŞirketiAsya Film

Tepkiler

En fazla 3 tepki seçebilirsiniz.

Oyuncular

Farklı gözlerle

Sinefil Senaryo, kurgu ve yönetmenlik tercihlerine bakan, formül işlere mesafeli bir bakış.

Su da Yanar, film çekmeye çalışan bir yönetmeni anlattığı için kendi üzerine düşünen bir yapı kuruyor: Nâzım Hikmet filmi için fon arayan idealist karakter, sansürün ve korkunun sinemaya nasıl sızdığını içeriden gösteriyor. Ali Özgentürk dış engellerle karakterin kararan iç dünyasını aynı dokuda birleştirmeye çalışıyor; Tarık Akan bu kararmayı inandırıcı bir içe kapanıklıkla taşıyor. Ancak özel hayattaki karmaşa ile siyasi tema her zaman aynı ağırlıkta işlenmiyor, film yer yer dağınık bir ritme düşüyor. Buna rağmen 111 dakikalık bu deneme, Türk sinemasında sinemanın kendisini konu alan cesur örneklerden biri.

Tarih ve Toplum Gözü Dönemi, toplumsal arka planı ve yapımın neyi yansıttığını soran bir bakış.

Film, 12 Eylül sonrasının baskı ve korku iklimini, bir sanatçının Nâzım Hikmet gibi bir ismi perdeye taşımaya çalışmasının zorluğu üzerinden anlatıyor. Siyasi bölünmelerin hayatları yaktığı, insanların kendine benzemeyeni dışladığı bir toplum tablosu çiziliyor. Filmin kendi kaderi de anlattığıyla örtüşüyor: Tokyo Film Festivali'nin açılış filmi olduktan sonra vizyona girdikten kısa süre sonra yasaklanmış, yasak ancak yönetmenin beraatiyle kalkmış. Bu yüzden Su da Yanar, yalnızca bir dönem filmi değil, o dönemin sanatla kurduğu ilişkinin bir belgesi gibi okunabilir.

Yeşilçam Nostaljisi Klasiklerle büyümüş, sıcak hikâye ve güçlü oyunculuk arayan bir izleyici bakışı.

Tarık Akan'ı burada içine kapanan ve dünyası gitgide kararan bir yönetmen olarak görmek insanı düşündürüyor; oyunculuğundaki ağırbaşlılık filmin en sağlam yanı. Su da Yanar kolay izlenen bir film değil; neşesi az, kasveti çok. Klasiklerin o yüreği ısıtan sadeliğini arayan biri burada kendini zaman zaman yorgun hissedebilir. Yine de bir şairin hayatını anlatmak isteyen bir adamın inadında, bir şaire duyulan derin sevgiyi hissetmemek mümkün değil.

Bunlar okur yorumu değildir: editörlerimizin farklı izleyici bakış açılarıyla, yapay zekâ desteğiyle hazırladığı kısa değerlendirmelerdir. Okurlarımızın yorumları aşağıdadır.

İncelemeler (0)

Giriş Yap İnceleme yazmak için giriş yapın.

Yorumlar