Borç

Borç

Film · 2018 · 3 kişi

Vuslat Saraçoğlu, 2018'de Borç'u (İngilizce adıyla Debt) hem yazıp yönetti hem de yapımcılığını üstlendi; Türk draması, yönetmenin ilk uzun metrajı olarak çekildi. Film ilk kez 16 Nisan 2018'de 37. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde gösterilmiş ve Ulusal Yarışma'da En İyi Film dalında Altın Lale'yi kazanmıştır. Başka Sinema dağıtımıyla 30 Kasım 2018'de Türkiye'de vizyona girmiş, süresi 95 dakikadır.

Eskişehir'de karısı Mukaddes ve kızıyla yaşayan sıradan bir adam olan Tufan, küçük bir matbaada çalışır. Bir gece yaşlı komşusu Huriye Teyze aniden rahatsızlanınca onu hastaneye yetiştirir. Kadının bir süre yalnız bırakılmaması gerektiği anlaşılınca Tufan karısını ikna eder ve Huriye'yi evlerine alırlar. Ama maaşını matbaadan zamanında alamayan Tufan'ın işleri sıkışır, misafirlik uzadıkça aile çıkmaza girer. Film bu noktada basit ama derin sorular sorar: İnsanlar neden iyilik yapar, karşılığında bir şey beklerler mi, beklentileri boşa çıkarsa ne olur? Tufan'ı Serdar Orçin, Huriye'yi Rüçhan Çalışkur, Mukaddes'i İpek Türktan Kaynak canlandırır.

Kadroda ayrıca Beyti Engin, Feridun Koç, Ozan Çelik, Ülkü Aybala Sunat ve Öykü Sevinç yer alır. Görüntü yönetmeni Meryem Yavuz, kurgucu Naim Kanat, sanat yönetmeni Osman Özcan'dır.

YönetmenVuslat Saraçoğlu

Tepkiler

En fazla 3 tepki seçebilirsiniz.

Oyuncular

Kadroda ayrıca: Feridun Koç, Ozan Çelik, Ülkü Aybala Sunat, Öykü Sevinç

Farklı gözlerle

Tarih ve Toplum Gözü Dönemi, toplumsal arka planı ve yapımın neyi yansıttığını soran bir bakış.

Borç, Eskişehir'de küçük bir matbaada çalışan sıradan bir adamın gözünden iyiliğin ekonomik bedelini soruyor. Yaşlı komşusu Huriye Teyze'yi evine alan Tufan'ın iyi niyeti, maaşı gecikince ailesini köşeye sıkıştıran bir yüke dönüşüyor. Film, dar bütçeli bir ailenin geçim derdi ile komşuluk dayanışması arasındaki gerilimi abartısız bir dille ele alıyor. Karşılık beklemeden iyilik yapmak mümkün mü, umut boşa çıkarsa ne olur? Bu sorular, yalnızlaşan yaşlılar ve kırılgan geçim koşulları düşünüldüğünde günümüz Türkiye'si için de yerinde. Ulusal yarışmada Altın Lale'yi kazanması şaşırtıcı değil.

Sinefil Senaryo, kurgu ve yönetmenlik tercihlerine bakan, formül işlere mesafeli bir bakış.

Vuslat Saraçoğlu'nun ilk uzun metrajı, 37. İstanbul Film Festivali'nde Ulusal Yarışma'nın En İyi Film ödülünü alan, küçük ölçekli ama iddialı bir dram. Senaryonun gücü, büyük olaylar yerine tek bir iyilik kararının yavaş yavaş biriken sonuçlarına odaklanmasında. Serdar Orçin'in Tufan'ı, sıradanlığı inandırıcı kılan ölçülü bir performans; Rüçhan Çalışkur ve İpek Türktan Kaynak da bu dar dünyayı sahici kılıyor. Meryem Yavuz'un görüntüleri ve Naim Kanat'ın kurgusu, bu tür sade anlatılarda belirleyici bir rol üstleniyor. Ancak gündelik ayrıntıya yaslanan, sakin akan böyle bir film herkesin sabrına uygun olmayabilir; 95 dakika boyunca gerilimin bazı ara bölümlerde seyreldiğini hissedebilirsiniz. Yine de sorduğu soruların sade ama derin olması, filmin en değerli yanı.

Aile İzleyicisi Evde herkesle birlikte izlenebilir mi diye bakan, mizaha ve duyguya önem veren bir bakış.

Sakin, ev içinde geçen bir aile hikâyesi. Konusu gereği şiddetten çok gündelik hayatın gerginliği öne çıkıyor, ama konu ağırbaşlı. Yaşlı bir komşuya yardım, para sıkıntısı ve evin içindeki zorluklar anlatılıyor. Küçük çocuklar sıkılabilir. Gençler ve büyükler için ise iyilik üzerine sofrada konuşulacak çok şey bırakıyor. Dedeler ve nineler de kendinden bir şey bulur.

Bunlar okur yorumu değildir: editörlerimizin farklı izleyici bakış açılarıyla, yapay zekâ desteğiyle hazırladığı kısa değerlendirmelerdir. Okurlarımızın yorumları aşağıdadır.

İncelemeler (0)

Giriş Yap İnceleme yazmak için giriş yapın.

Yorumlar